2 Haziran 2012 Cumartesi
Kristen Stewart, Prensesliğe Terfi / Blue Jean Magazin
''Pamuk Prenses ve Avcı'' bu ay vizyona
giriyor; Kristen art arda yer aldığı birbirinden başarılı projelerle ve
yolunda giden ilişkisiyle bir masalı yaşıyor!
MASALDAN MI GELDİN, DOĞRU SÖYLE?
Bazı insanlar doğuştan şanslı oluyor işte, ne yaparsınız? Kristen Stewart'ın şanslı olduğu konuların hangisinden başlamalı bilemedem açıkçası. Ailesinden mi yoksa ona bahşedilen güzelliğinden ve yeteneğinden mi? Babası Amerikan Fox TV'de yapımcı, annesi senaryo danışmanı olunca onun da kameralarla -ister önünde ister arkasında olsun- içli dışlı olacağı belliydi zaten. Gerçi bildiğimiz kadarıyla aile torpili yok şimdiye kadar dahit olduğu hiçbir projede. Anlayacağınız bileğinin hakkıyla geldi bulunduğu yere. Yine de başında işi bilen anne-babanın bulunması doğru projelerde yer alıp erken yaşta buralara gelmesinde etkili olmuş olsa gerek.
MASALDAN MI GELDİN, DOĞRU SÖYLE?
Bazı insanlar doğuştan şanslı oluyor işte, ne yaparsınız? Kristen Stewart'ın şanslı olduğu konuların hangisinden başlamalı bilemedem açıkçası. Ailesinden mi yoksa ona bahşedilen güzelliğinden ve yeteneğinden mi? Babası Amerikan Fox TV'de yapımcı, annesi senaryo danışmanı olunca onun da kameralarla -ister önünde ister arkasında olsun- içli dışlı olacağı belliydi zaten. Gerçi bildiğimiz kadarıyla aile torpili yok şimdiye kadar dahit olduğu hiçbir projede. Anlayacağınız bileğinin hakkıyla geldi bulunduğu yere. Yine de başında işi bilen anne-babanın bulunması doğru projelerde yer alıp erken yaşta buralara gelmesinde etkili olmuş olsa gerek.
Pamuk Prenses halk kahramanı olursa! (Eleştiri Yazısı)
Konu sıkıntısından mıdır nedir bilinmez eski
masallar önümüzde değişik versiyonlarda diziliyor. Geçen senenin filmi
Kız ve Kurt, Kırmızı Başlıklı Kız denkleminden yola çıkan ama bambaşka
yollara sapan bir filmdi. Beni asıl heyecanlandıran bu sene başlarında
vizyona giren Tarsem Singh imzalı Pamuk Prenses’in Maceraları: Ayna Ayna
Söyle Bana / Mirror Mirror’dı.
Elbette hikaye değişmiş, boyut değiştirmiş, biraz mizaha bulanmıştı ama yine de tam olarak Tarsem’in ellerinden çıktığına ikna edemedi beni. Hikayeyi doğru yöne çevirene kadar Tarsem’in gayet tasarruflu kullandığı mekanlar olan saray, köy ve orman üçgeninde gidip gelmiştik. O yüzden Rupert Sandes imzalı Pamuk Prenses ve Avcı’da hayran olduğum şeylerden birisi de mekanlar oldu. Filmin epik, fantastik, karanlık ve aynı zamanda masalsı bir yanı var ve her geçişte başka olaylara tanıklık ediyoruz. Açıkçası benim Pamuk Prenses hikayesinin formunun bozulmasına bir itirazım yok. Çünkü film daha çok fantastik ve epik öğleleri bir arada toplamış ve bunu klasik öyküye yedirmiş gibi duruyor.
Filmin handikaplarından birisi hepsi altın değerinde olan kahramanlarının hikayelerinin peşine düşmüyor, onları bir iki ufak açıklamayla seyircinin kucağına atıyor. Örneğin kötü kalpli ve mutsuz kraliçenin arka planında aslında feminen bir altyapıya dayanan ‘kötü çocukluk’ hikayesi var! Ama yetmiyor. Kimisi punkçu olan cüceler ise bu filmde ana hikayeye bir hayli destek konumunda ve hikayeleri biraz daha fazla tutulabilirdi! Pamuk Prensesi’in kafasını karıştıracakmış gibi ortalıkta dolanan ama aslında dolaştırmayan iki erkek de (avcı ve çocukluk arkadaşı) bu feminen bakış açısının altında ezilmiş vaziyetteler!
Mekan kullanımları bir hayli başarılı olan filmde prenses ve orman canavarının kalpleri yumuşatan bir araya gelişlerini Pan’ın Labirenti’ndeki Ofelia ve Pan’ın buluşmasına benzettim, belki de korkunç ormanın yaratığının kıvrımlarını Pan’a benzettiğim içindir!
Ben kendi adıma masalsı ve fantastik dünyaları seviyorum, o yüzden filmi konuştuğum sinema yazarı arkadaşlarımdan daha fazla sevdim. Öykünün şekillenmesinde problemler olabilir, karakterler ufak modeller teşkil edebilir öykünün içinde ama dediğim gibi Pamuk Prenses’in öyküsünün etrafında şekillenen hikaye ancak bu kadar açabilirdi kendisini…
Pamuk Prenses’i oynayan Kristen Stewart’ı açıkça itiraf edeyim Alacakaranlık’ın Bella’sı tadında izledim. Yönetmen savaşçı bir Prenses imajı yaratmaya çalışmış ama karakter baştan aşağı çok Bella’ydı. Bu kadar ünlü karakterleri benzer rollere aktarmak kesinlikle sorunlu. Stewart’tan yüreği yumuşak, naif ve aynı zamanda savaşçı (Jan Dark kıvamında) bir pamuk prenses yaratamadım. Bir genç bir yaşlı olan gözü yaşlı kraliçenin dramı da yürek burkan cinstendi. Film boyunca bir tane kötü kahkaha duymadık! Charlize Theron özellikle bağırdığı sahnelerde bir felaketti!
Karşımızda bir ilk film denemesi var, Sanders reklam kökenli bir yönetmen. Filmin bazı yerleri çok uzun, anlaşılan yönetmen ilk filminden atmaya kıyamamış! Pamuk Prenses’in herkese yayılan hikayesi, genelde tıknaz avcının merhametli kalbiyle başka akışlara kayardı ama bu kez Thor’un deli kuvveti Chris Hemsworth’un naif aşkıyla birleşiyor ama yönetmen onu da belirsiz kılmayı tercih etmiş!
Belki Pamuk Prenses, Kırmızı Başlıklı Kız versiyonları artarak devam edebilir. Grimm Kardeşler’in yazdıklarına bakınca uzun bir süre boşluk yaşayan, üretim zorluğu çeken Hollywood başta olmak üzere tüm sinema camiasına bir süre yetecek kadar malzeme var! Çevir, değiştir, dönüştür ve çek!..
Elbette hikaye değişmiş, boyut değiştirmiş, biraz mizaha bulanmıştı ama yine de tam olarak Tarsem’in ellerinden çıktığına ikna edemedi beni. Hikayeyi doğru yöne çevirene kadar Tarsem’in gayet tasarruflu kullandığı mekanlar olan saray, köy ve orman üçgeninde gidip gelmiştik. O yüzden Rupert Sandes imzalı Pamuk Prenses ve Avcı’da hayran olduğum şeylerden birisi de mekanlar oldu. Filmin epik, fantastik, karanlık ve aynı zamanda masalsı bir yanı var ve her geçişte başka olaylara tanıklık ediyoruz. Açıkçası benim Pamuk Prenses hikayesinin formunun bozulmasına bir itirazım yok. Çünkü film daha çok fantastik ve epik öğleleri bir arada toplamış ve bunu klasik öyküye yedirmiş gibi duruyor.
Filmin handikaplarından birisi hepsi altın değerinde olan kahramanlarının hikayelerinin peşine düşmüyor, onları bir iki ufak açıklamayla seyircinin kucağına atıyor. Örneğin kötü kalpli ve mutsuz kraliçenin arka planında aslında feminen bir altyapıya dayanan ‘kötü çocukluk’ hikayesi var! Ama yetmiyor. Kimisi punkçu olan cüceler ise bu filmde ana hikayeye bir hayli destek konumunda ve hikayeleri biraz daha fazla tutulabilirdi! Pamuk Prensesi’in kafasını karıştıracakmış gibi ortalıkta dolanan ama aslında dolaştırmayan iki erkek de (avcı ve çocukluk arkadaşı) bu feminen bakış açısının altında ezilmiş vaziyetteler!
Mekan kullanımları bir hayli başarılı olan filmde prenses ve orman canavarının kalpleri yumuşatan bir araya gelişlerini Pan’ın Labirenti’ndeki Ofelia ve Pan’ın buluşmasına benzettim, belki de korkunç ormanın yaratığının kıvrımlarını Pan’a benzettiğim içindir!
Ben kendi adıma masalsı ve fantastik dünyaları seviyorum, o yüzden filmi konuştuğum sinema yazarı arkadaşlarımdan daha fazla sevdim. Öykünün şekillenmesinde problemler olabilir, karakterler ufak modeller teşkil edebilir öykünün içinde ama dediğim gibi Pamuk Prenses’in öyküsünün etrafında şekillenen hikaye ancak bu kadar açabilirdi kendisini…
Pamuk Prenses’i oynayan Kristen Stewart’ı açıkça itiraf edeyim Alacakaranlık’ın Bella’sı tadında izledim. Yönetmen savaşçı bir Prenses imajı yaratmaya çalışmış ama karakter baştan aşağı çok Bella’ydı. Bu kadar ünlü karakterleri benzer rollere aktarmak kesinlikle sorunlu. Stewart’tan yüreği yumuşak, naif ve aynı zamanda savaşçı (Jan Dark kıvamında) bir pamuk prenses yaratamadım. Bir genç bir yaşlı olan gözü yaşlı kraliçenin dramı da yürek burkan cinstendi. Film boyunca bir tane kötü kahkaha duymadık! Charlize Theron özellikle bağırdığı sahnelerde bir felaketti!
Karşımızda bir ilk film denemesi var, Sanders reklam kökenli bir yönetmen. Filmin bazı yerleri çok uzun, anlaşılan yönetmen ilk filminden atmaya kıyamamış! Pamuk Prenses’in herkese yayılan hikayesi, genelde tıknaz avcının merhametli kalbiyle başka akışlara kayardı ama bu kez Thor’un deli kuvveti Chris Hemsworth’un naif aşkıyla birleşiyor ama yönetmen onu da belirsiz kılmayı tercih etmiş!
Belki Pamuk Prenses, Kırmızı Başlıklı Kız versiyonları artarak devam edebilir. Grimm Kardeşler’in yazdıklarına bakınca uzun bir süre boşluk yaşayan, üretim zorluğu çeken Hollywood başta olmak üzere tüm sinema camiasına bir süre yetecek kadar malzeme var! Çevir, değiştir, dönüştür ve çek!..
Charlize Theron’ın Elbisesi Böcekten!
Hollywood’un ünlü oyuncusu Charlize Theron’ın son filminde giydiği elbise gübre böceklerinin kabuklarından yapıldı.
Tüm dünyada olduğu kadar ülkemizde de büyük bir merakla beklenen ''Pamuk Prenses ve Avcı'' (Snow White and the Huntsman) filmiyle ilgili ilginç bir detay ortaya çıktı.
Oscar’lı kostüm sorumlusu Colleen Atwood filmde cadı kraliçeyi canlandıran ünlü oyuncu Charlize Theron’un giydiği elbiseyi Tayland’daki böcek pazarından satın aldığı gübre böceklerinin kabuklarından yaptığını söyledi.
Tayland gezisi sırasında elbise yapımında kullanılacak farklı materyaller aradığını söyleyen ABD’li kostüm tasarımcısı Atwood böcek kabuklarını gözüne kestirdiğini belirtti.
Kristen'ın Milliyet Gazetesi Röportajı "Charlize'le Çalışmak Muhteşemdi"
Sezonun iki Pamuk Prenses
filminden biri olan Snow White and The Huntsman/Pamuk Prenses ve Avcı'da
başrolü üstlenen Kristen Stewart'ı, Alacakaranlık serisinde tanıdık.
Genç yıldız, "ikisine de yetecek kadar yer var" deyip, ikinci Pamuk
Prenses'te başrolü üstlenen arkadaşı Lily Colins'e centilmence başarılar
diliyor.
Sonuncu 'Alacakaranlık' filmden sonra 'Pamuk Prenses ve Avcı'nın çekimlerine mi başladınız?
Kristen : Arada biraz vaktim oldu. Zorlayıcı projeler seçmekten ve çok çalışmaktan hoşlanıyorum. 'Pamuk Prenses ve Avcı', 'Alacakaranlık'tan çok farklı ve bu da çok hoşuma gitti. Bir projeden diğerine zıplamak da hoşuma gidiyor.
Rupert Sanders (filmin yönetmeni) ve senaryo mu bu projeyi almaya ikna etti sizi?
Kristen : Kesinlikle hem Rupert hem de senaryo eşit derecede sebep oldu. Charlize de (Theron) bunların hepsinin ortasında güçlü bir etken oluşturdu. Onun rolü benimkinden daha önce kesinleşti o yüzden de Kraliçe'yi oynadığını duyduğumda hemen bu projeyi istedim.
Charlize Theron'la birlikte çalışma deneyiminden ne kazandınız?
Kristen : Charlize'e hayranlık besleyerek büyüdüm. O, bambaşka seviyede bir yeteneğe sahip. O bambaşka bir kulvarda ve muhteşem. Bir filme bakıyorum, senaryosu muhteşem olabilir, hemen çalışanlara bakıyorum. Charlize'in de bu filmde olduğu gerçi benim projeye güvenmemi sağladı. İyi olacağını biliyordum. Saygı ve hayranlık duyduğum, benimle aynı nedenlerden dolayı oyunculuk yapan biriyle çalışabilmek heyecan verici. O yüzden de muhteşemdi. Aynı zamanda da biraz gözüm korkmuştu ve bunun iyi bir iş ilişkisi olduğundan emin olmak istiyordum.
Gözünüz mü korkmuştu?
Kristen : Evet, gerçekten de çok gergindim. Charlize bu filmde olmak istememin esas nedenlerinden biri. Onun yaptığı işlerde müthiş olduğunu düşünüyorum. Ayrıca bir kadın olarak da ona çok saygı duyuyorum. Senaryoya bayıldım ve bu projenin etrafındaki her şeye de bayıldım ama hepsinin ortasında çok sağlam bir etken vardı, o da Charlize. Onunla tanıştığımda çok çılgın olduğunu düşündüm. Çok zeki ve eğlenceli. Çok da dikkat çekiyor. Odaya girdiğinde ona bakmadan edemiyorsunuz. Çok havalı.
Gerginliği nasıl atlattınız?
Kristen : Böyle insanlarla çalıştığınızda onları etkilemek ve bekleneni onlara verebilmek istersiniz. Bu da çok iyi gitti.
Birbirimize güzel uyum sağladık. Çekmemiz gereken birçok sahne çok hararetliydi. Öncesinde hikayeden ve karekterlerden bahsettik. Sahne çekimlerinin birçoğu dövüş sahnesi gibi çünkü karekterlerimiz arasında çok fazla çekişme söz konusu. Onunla çalışmak müthişti.
Kraliçe, güzelliğini, gücünün bir parçası olarak görüyor. Sizce bu güzellik ne açıdan güçlü?
Kristen : En güzel insanların büyük çoğunluğunun güzelliklerini silah olarak kullanan insanların içi, garip bir şekilde çirkin. Kraliçe'ye ise, büyürken, elinde her şeye kullanabileceği tek kartın güzellik olduğu öğretilmiş. Bence Pamuk Prenses'in en güzel yönlerinden biri de Kraliçe Ravenna'nın kötü karekterinin arkasındaki güzelliği görebilmesi.
Bu sene gösterime girecek olan iki tane Pamuk Prenses filmi var. İkisine de yetecek kadar yer var mı?
Kristen : Lily'i (Collins) çok iyi tanıyorum ve bu da çılgınca. Bence iki filmde çok havalı ve farklı olacak. Fakat, evet, ikisine de yetecek kadar yer var.
"Genç kızlar endişe etmesin"
Eğer bir 'Beyaz Atlı Prens' seçecek olsaydınız, nasıl olurdu? Komik, yakışıklı?
Kristen : Listem yok. Bundan da pek hoşlanmazdım.
Kendisini topluma uymuyormuş gibi hisseden bir ergen kız için verebileceğiniz en güzel tavsiye nedir?
Kristen : Benim, burada oturup, bu kızlara doğrudan ulaştığımı ve onlara kız olarak nasıl kolay yaşayabileceklerini anlatabilmem zor. Muhtemelen sadece "endişe etme" derdim. Henüz ufakken uyum sağlayamamak daha zordur, bunu anlıyorum ama aynı zamanda da kim olduğunuzu oluşturan şey de budur. Yapılacak güzel şey endişe etmemek.
En sıkı dostunuz kim ve neden?
Kristen : En sıkı dostlarımdan biriyle birlikte büyüdüm. O çok çılgın, eğlenceli ve beni gerçekten çok iyi anlıyor. Aynı zamanda, Dakota (Fanning) da en sıkı dostlarımdan biri. Ona çok saygı duyuyorum ve onu çok seviyorum. O da komik, çılgın ve sevimli.
Alacakaranlık bir fenomen halini aldı, birçok hayranınız var. Fakar size saldıranlarda var. Bu iki uç hakkında nasıl hissediyorsunuz?
Kristen : Bu aslında komik bir şey çünkü filmlerimden bahsederken gerginleşiyorum. İnsanların, bunun, umursamadığımdan dolayı olduğunu düşünmesinden nefret ediyorum. Eğer benden bu yüzden nefret ediyorlarsa yanıldıklarını kanıtlayabileceğim. Benden nefret etmelerinin başka sebepleri varsa beni ilgilendirmiyor çünkü ben yaptığım iş ile mutluyum.
Sonuncu 'Alacakaranlık' filmden sonra 'Pamuk Prenses ve Avcı'nın çekimlerine mi başladınız?
Kristen : Arada biraz vaktim oldu. Zorlayıcı projeler seçmekten ve çok çalışmaktan hoşlanıyorum. 'Pamuk Prenses ve Avcı', 'Alacakaranlık'tan çok farklı ve bu da çok hoşuma gitti. Bir projeden diğerine zıplamak da hoşuma gidiyor.
Rupert Sanders (filmin yönetmeni) ve senaryo mu bu projeyi almaya ikna etti sizi?
Kristen : Kesinlikle hem Rupert hem de senaryo eşit derecede sebep oldu. Charlize de (Theron) bunların hepsinin ortasında güçlü bir etken oluşturdu. Onun rolü benimkinden daha önce kesinleşti o yüzden de Kraliçe'yi oynadığını duyduğumda hemen bu projeyi istedim.
Charlize Theron'la birlikte çalışma deneyiminden ne kazandınız?
Kristen : Charlize'e hayranlık besleyerek büyüdüm. O, bambaşka seviyede bir yeteneğe sahip. O bambaşka bir kulvarda ve muhteşem. Bir filme bakıyorum, senaryosu muhteşem olabilir, hemen çalışanlara bakıyorum. Charlize'in de bu filmde olduğu gerçi benim projeye güvenmemi sağladı. İyi olacağını biliyordum. Saygı ve hayranlık duyduğum, benimle aynı nedenlerden dolayı oyunculuk yapan biriyle çalışabilmek heyecan verici. O yüzden de muhteşemdi. Aynı zamanda da biraz gözüm korkmuştu ve bunun iyi bir iş ilişkisi olduğundan emin olmak istiyordum.
Gözünüz mü korkmuştu?
Kristen : Evet, gerçekten de çok gergindim. Charlize bu filmde olmak istememin esas nedenlerinden biri. Onun yaptığı işlerde müthiş olduğunu düşünüyorum. Ayrıca bir kadın olarak da ona çok saygı duyuyorum. Senaryoya bayıldım ve bu projenin etrafındaki her şeye de bayıldım ama hepsinin ortasında çok sağlam bir etken vardı, o da Charlize. Onunla tanıştığımda çok çılgın olduğunu düşündüm. Çok zeki ve eğlenceli. Çok da dikkat çekiyor. Odaya girdiğinde ona bakmadan edemiyorsunuz. Çok havalı.
Gerginliği nasıl atlattınız?
Kristen : Böyle insanlarla çalıştığınızda onları etkilemek ve bekleneni onlara verebilmek istersiniz. Bu da çok iyi gitti.
Birbirimize güzel uyum sağladık. Çekmemiz gereken birçok sahne çok hararetliydi. Öncesinde hikayeden ve karekterlerden bahsettik. Sahne çekimlerinin birçoğu dövüş sahnesi gibi çünkü karekterlerimiz arasında çok fazla çekişme söz konusu. Onunla çalışmak müthişti.
Kraliçe, güzelliğini, gücünün bir parçası olarak görüyor. Sizce bu güzellik ne açıdan güçlü?
Kristen : En güzel insanların büyük çoğunluğunun güzelliklerini silah olarak kullanan insanların içi, garip bir şekilde çirkin. Kraliçe'ye ise, büyürken, elinde her şeye kullanabileceği tek kartın güzellik olduğu öğretilmiş. Bence Pamuk Prenses'in en güzel yönlerinden biri de Kraliçe Ravenna'nın kötü karekterinin arkasındaki güzelliği görebilmesi.
Bu sene gösterime girecek olan iki tane Pamuk Prenses filmi var. İkisine de yetecek kadar yer var mı?
Kristen : Lily'i (Collins) çok iyi tanıyorum ve bu da çılgınca. Bence iki filmde çok havalı ve farklı olacak. Fakat, evet, ikisine de yetecek kadar yer var.
"Genç kızlar endişe etmesin"
Eğer bir 'Beyaz Atlı Prens' seçecek olsaydınız, nasıl olurdu? Komik, yakışıklı?
Kristen : Listem yok. Bundan da pek hoşlanmazdım.
Kendisini topluma uymuyormuş gibi hisseden bir ergen kız için verebileceğiniz en güzel tavsiye nedir?
Kristen : Benim, burada oturup, bu kızlara doğrudan ulaştığımı ve onlara kız olarak nasıl kolay yaşayabileceklerini anlatabilmem zor. Muhtemelen sadece "endişe etme" derdim. Henüz ufakken uyum sağlayamamak daha zordur, bunu anlıyorum ama aynı zamanda da kim olduğunuzu oluşturan şey de budur. Yapılacak güzel şey endişe etmemek.
En sıkı dostunuz kim ve neden?
Kristen : En sıkı dostlarımdan biriyle birlikte büyüdüm. O çok çılgın, eğlenceli ve beni gerçekten çok iyi anlıyor. Aynı zamanda, Dakota (Fanning) da en sıkı dostlarımdan biri. Ona çok saygı duyuyorum ve onu çok seviyorum. O da komik, çılgın ve sevimli.
Alacakaranlık bir fenomen halini aldı, birçok hayranınız var. Fakar size saldıranlarda var. Bu iki uç hakkında nasıl hissediyorsunuz?
Kristen : Bu aslında komik bir şey çünkü filmlerimden bahsederken gerginleşiyorum. İnsanların, bunun, umursamadığımdan dolayı olduğunu düşünmesinden nefret ediyorum. Eğer benden bu yüzden nefret ediyorlarsa yanıldıklarını kanıtlayabileceğim. Benden nefret etmelerinin başka sebepleri varsa beni ilgilendirmiyor çünkü ben yaptığım iş ile mutluyum.
Serkan Akbıyık ''Ayna ayna! Kendinden emin misin?'' (Eleştiri Yazısı)
Kristen Stewart ve Charlize Theron’un güzellikte yarıştığı Prenses ve Avcı, seyirciye ’Ayna ayna, emin misin?’ dedirtiyor.
Hollywood, Pamuk Prenses hikayesiyle bozdu. Üç hafta önce Pamuk Prenses uyarlaması olan Mirror Mirror vizyona girmişti bu haftaysa Pamuk Prenses ve Avcı karşımıza geliyor. Rupert Sanders’in yönettiği film belki en ayrıksı uyarlama. Pamuk Prenses’in naif duygusallığı gitmiş, karanlık, sert ve gerilimli bir atmosfer filme hakim olmuş.
Öykü kötü cadı Ravenna’nın hikayesinde en büyük değişikliği yapmış. Yaşlı ve kötü bir kralın küçük bir kızken zorla ona sahip olması Ravenna’da erkeklere karşı büyük bir nefret doğurmuş. Artık hiçbir erkeğin kölesi olmayacak, genç kızların gençliğini çalarak sonsuz bir hayatın sahibi olacaktır. Birçok kral onun kötücül güzelliği karşısında her şeyini kaybeder. Kralları kandırıp ilk gece onları öldüren Ravenna kraliçe olarak hayatını sürdürür. Pamuk Prenses’in babası da aynı tuzağa düşer. Ve daha ilk gece Ravenna onu zehirler, sonra da bıçaklayarak öldürür. Siz hiç böyle bir Pamuk Prenses masalı gördünüz mü? Zehir yetmiyor, bıçak darbeleri! Pamuk Prenses’i ise kuleye hapseder Ravenna. Bu arada büyülü aynasına da sorar “Benden güzeli var mı?” diye. Filmin patladığı yerlerden biri de burası. Charlize Theron gibi muhteşem bir güzellik aynaya soruyor. Ayna “Sizden güzeli yok” dedikçe problem yok. Ama Pamuk Prenses kadınlığa adım atınca ayna Ravenna’ya “Sizden güzeli var, Pamuk Prenses” deyince olay değişiyor.
YEDİ CÜCELER ŞAŞIRTACAK!
Pamuk Prenses’i Kristen Stewart canlandırıyor. Açıkçası Twilight ve daha önceki filmlerinden beri ben Kristen Stewart’ın hayranıyım. Ama onun fiziki güzelliğinden çok havasıyla ilgili bu hayranlık, kırılganlığı ve naifliğinden kaynaklı. Ama tutup Charlize Theron gibi bir güzellik tanrıçasıyla karşılaştırılamaz. Burası biraz komik oluyor tabii. ”Hop ayna kendinde misin” demek geliyor insanın içinden. Bu tür oturmamışlıklar dışında filmin atmosferini yaratan sanat yönetimi ve görüntü yönetimine on puan veriyoruz. Hiçbir Pamuk Prenses uyarlaması bu kadar estetik ve karanlık bir güzelliğe, etkileyiciliğe sahip olmamıştı. Bob Hoskins, Nick Frost, Ian McShane, Toby Jones özel bir kamera hilesiyle Yedi Cücelere dönüştürülmüş. Ünlü İngiliz karakter oyuncularını hiç böyle görmediğinize iddiaya girerim.
Filmin en kötü yeriyse prensi canlandıran Sam Claflin ve avcıyı canlandıran Chris Hemsworth’un performansları. Bu kadar kötü oyunculuk olmaz. Sözün kısası, alışılmadık bir Pamuk Prenses hikayesiyle karşı karşıyayız. Zeka parıltıları olan ama yönetmenin ilk filmi olması dolayısıyla dezavantajlara sahip bir film, Pamuk Prenses ve Avcı.
Hollywood, Pamuk Prenses hikayesiyle bozdu. Üç hafta önce Pamuk Prenses uyarlaması olan Mirror Mirror vizyona girmişti bu haftaysa Pamuk Prenses ve Avcı karşımıza geliyor. Rupert Sanders’in yönettiği film belki en ayrıksı uyarlama. Pamuk Prenses’in naif duygusallığı gitmiş, karanlık, sert ve gerilimli bir atmosfer filme hakim olmuş.
Öykü kötü cadı Ravenna’nın hikayesinde en büyük değişikliği yapmış. Yaşlı ve kötü bir kralın küçük bir kızken zorla ona sahip olması Ravenna’da erkeklere karşı büyük bir nefret doğurmuş. Artık hiçbir erkeğin kölesi olmayacak, genç kızların gençliğini çalarak sonsuz bir hayatın sahibi olacaktır. Birçok kral onun kötücül güzelliği karşısında her şeyini kaybeder. Kralları kandırıp ilk gece onları öldüren Ravenna kraliçe olarak hayatını sürdürür. Pamuk Prenses’in babası da aynı tuzağa düşer. Ve daha ilk gece Ravenna onu zehirler, sonra da bıçaklayarak öldürür. Siz hiç böyle bir Pamuk Prenses masalı gördünüz mü? Zehir yetmiyor, bıçak darbeleri! Pamuk Prenses’i ise kuleye hapseder Ravenna. Bu arada büyülü aynasına da sorar “Benden güzeli var mı?” diye. Filmin patladığı yerlerden biri de burası. Charlize Theron gibi muhteşem bir güzellik aynaya soruyor. Ayna “Sizden güzeli yok” dedikçe problem yok. Ama Pamuk Prenses kadınlığa adım atınca ayna Ravenna’ya “Sizden güzeli var, Pamuk Prenses” deyince olay değişiyor.
YEDİ CÜCELER ŞAŞIRTACAK!
Pamuk Prenses’i Kristen Stewart canlandırıyor. Açıkçası Twilight ve daha önceki filmlerinden beri ben Kristen Stewart’ın hayranıyım. Ama onun fiziki güzelliğinden çok havasıyla ilgili bu hayranlık, kırılganlığı ve naifliğinden kaynaklı. Ama tutup Charlize Theron gibi bir güzellik tanrıçasıyla karşılaştırılamaz. Burası biraz komik oluyor tabii. ”Hop ayna kendinde misin” demek geliyor insanın içinden. Bu tür oturmamışlıklar dışında filmin atmosferini yaratan sanat yönetimi ve görüntü yönetimine on puan veriyoruz. Hiçbir Pamuk Prenses uyarlaması bu kadar estetik ve karanlık bir güzelliğe, etkileyiciliğe sahip olmamıştı. Bob Hoskins, Nick Frost, Ian McShane, Toby Jones özel bir kamera hilesiyle Yedi Cücelere dönüştürülmüş. Ünlü İngiliz karakter oyuncularını hiç böyle görmediğinize iddiaya girerim.
Filmin en kötü yeriyse prensi canlandıran Sam Claflin ve avcıyı canlandıran Chris Hemsworth’un performansları. Bu kadar kötü oyunculuk olmaz. Sözün kısası, alışılmadık bir Pamuk Prenses hikayesiyle karşı karşıyayız. Zeka parıltıları olan ama yönetmenin ilk filmi olması dolayısıyla dezavantajlara sahip bir film, Pamuk Prenses ve Avcı.
Snow White And The Huntsman Yeni Klipler + Stiller !
Stiller
Klipler
Snow White and the Huntsman - Krallık : Avcı'nın Saldırısı
Snow White and the Huntsman - Krallık : Cüceler Tarafından Yakalanmak
Etiketler:
Avcı,
Chris Hemsworth,
klipler,
stiller,
swath
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






